“Arkeoloğumuz Konuşuyor” köşesi

Merhabalaaar!

Benim adım Ceylan. Bu bloğu Ali ile birlikte düşündük. Şimdi sizinle ilk yazımı paylaşacağım. Çok heyecanlıyım. Umarım beğenirsiniz.

Selçuk’ta doğdum, Efes harabelerinde büyüdüm. Bizim buralar hep gizem doludur. Ama artık sırlar teker teker çözülüyor. Ali önceki paylaşımlarında, gizli geçitte bulunanlardan söz etmiş. Ben tekrarlamayayım. Papirüslerde neler yazdığını ben de sizin gibi çok merak ediyorum. Oradaki ekibin başkanlığını yapan arkeolog Suzan abla ile konuştum. “Henüz bir şey söylemek için erken,” dedi. Anlaşıldığı kadarıyla, Efes tarihi ile ilgili önemli bilgiler varmış. Ne dersiniz, tarih kitaplarımız biraz daha mı kalınlaşacak yoksa?

Ben tarihi severim, benim için sorun yok. Ama sevmeyenler için kötü haber yani…

Bir de gizli bölmede (biz oraya aramızda “mahzen” diyoruz) bulunan altın kupalar var. Onlar çok değerliymiş, satmak için değil tabii! Müzeye konacakmış. Düşünsenize, satılabilse taşınamayacak kadar çok para edermiş.
İskeleti merak ediyorsunuz, değil mi? Benim de en merak ettiğim oydu. Tarihi eser kaçakçısınınmış meğer. Üstelik annemin işlettiği dükkânın eski sahibi. Onu canlıyken tanımış olmak çok tuhaf. İnsanları dış görünüşüyle değerlendirmemek gerek biliyorum, ama adamın kendini beğenmiş sırıtışı, arsız ifadesi, insana tedirginlik veren o bakışları… Düşündükçe hâlâ ürperiyorum.

İskeletin yanındaki kedi iskeleti hangi kediye ait bilmiyorum. Kaçakçının, ortağına yazdığı fakat ulaştıramadığı mektubu yılanlar getirdi. Ne tuhaf değil mi? Mektubu yılanlar saklamış meğer.

Suzan abladan aldığım en heyecanlı bilgiye geliyorum şimdi. Hazır mısınız? Bu bir sır aslında. Siz de ağzınızı sıkı tutun, olur mu?

Ses geçirmeyen gizli mahzende bulunan kedi ile kaplumbağa heykelleri meğer birer sır kumbarasıymış. Her ikisinin de bazı önemli bilgileri gizlemek için kullanıldığı düşünülüyor. Nasıl bilgiler acaba?

Define adasının haritası falan mı diye sordum, Suzan abla güldü. İnsanlık tarihiyle ilgili önemli sırlar… Nasıl? Dikkatinizi çekebildim mi? Ben de inanmamıştım! Her iki heykelin de ayak ucundaki kaidelerinin aynı köşesinden, uzaktan bakıldığında fark edilmeyecek şekilde dikkatle kesilmiş olduğunu görünce inandım. Ne yazık ki size gösteremem, fotoğraf çekmem de yasak. O kesikten bakıldığında heykellerin içlerinin boş olduğunu gözümle gördüğümü, yüzyıllardır her ne sır saklıyorlarsa çoktan buharlaşmış olduğunu söyleyebilirim.

Sırlar çözüldükçe sizinle paylaşacağım. Merakla bekleyin…

İmza: Meraklı Dedektif Ceylan

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir